Erol Balık 

EROL BALIK birbirinden özel balık çeşitleri, deniz ürünü mezeler, ara sıcaklar ve tatlılar ile sizleri bekliyor. Yeni damak tatları keşfedip, özel anlar yaşayacağınız, nostaljik ve nezih bir mekanda bir mekanda hizmetinizdeyiz. EROL BALIK uzun yılların getirdiği deneyim ve işine gösterdiği özen ile emsalleri arasında fark yaratmış bir restauranttır. Sunduğu birbirinden lezzetli taze balık çeşitleri, her mevsim aradığınızı bulabileceğiniz zengin menüsü, enfes sunumlu deniz ürünleri ve klasikleşmiş helva tatlısı ile sizleren beğenilerine sunulmuştur. Personelimiz yılların hizmeti ile tanıdık simalar oluşturmuş, güleryüzü ve misafir perverliği ile müşterilerimizin taktirini kazanmıştır. Beraber yaşayacağımız huzurlu, mutlu ve eşsiz bir keyif için sizleri Mudanya'da EROL BALIk'ta denize nazır bir mekanda eşsiz lezzetleri ile bekliyoruz..

Galeri

Hakkımızda 

Tarihçe

Erol Balık, aslında balıkçı bir aile geleneğinin bugünkü adı. Baba Enver Oktay tam bir deniz adamı... Öfkesi fırtına, Sevgisi liman..... Dokuz kız on iki kardeşinden biri olan Şerif Oktay'la muhteşem balıkçı kişilikleri ve sayısız başarılarıyla Marmara denizinde haklı bir üne kavuşan Enver baba, 1996 yılında en büyük avladının adını verdiği bugünkü Erol Balık lokantası kurdu. Ancak 1997 yılında amansız gelen hastalıklar Erol Oktay'ı hakkın rahmetine kavuşturdu. İki yıl sonra baba Enver Oktay'ın vefatıyla balıkçı geleneğini sürdürmek Erdoğan, Ergün ve Ersin Oktay kardeşlerin misyonu oldu. Mudanya çıkışında Arnavutköy Marina karşısında deniz manzaralı müstakil ahşap dokusuyla sıcak keyifli sohbetlere ev sahipliği yapan Erol Balık; nezih bir ortamda özel balık lezzeti arayanların mütevazi balık lokantası oldu. Dün olduğu gibi bugünde; " Denizden tabağa günlük taze balık" ilkesiyle bayrağı yukarılara taşıyan Erdoğan, Ergün ve Ersin kardeşler Erol Balık misafirlerine sundukları balığın %30'unu kendileri tutuyor, kendileri pişiriyor ve lezzete lezzet katıyorlar.

Deniz adamı... Öfkesi fırtına, Sevgisi liman.....
Enver OKTAY

Balığı Ne Zaman Yiyelim? 

Taze balığın derisi nemli, berrak ve parlak olurken balık tazeliğini yitirdikçe derisinin parlaklığı azalır ve üzerinde donuk bir tabaka meydana gelir. Pullu balıkların pulları tazeyken vücuda sıkıca yapışık. Yani pulların ele gelmemesi gerekiyor. 'Deniz yosunu kokusunda' olan taze balığın ağzı da zor açılıyor. Balık bayatladıkça ağzını açmak kolaylaşır. Taze balığın solungaçları ise parlak ve canlı kırmızı olur. Balık bayatladıkça bu renk gri-beyaz ve koyu renklere doğru değişiyor. Balık tazeliğini yitirdikçe kılçıklar kolayca etten ayrılıyor.

Ocak: Uskumru, lüfer, palamut, istavrit lezzetini korur. Kefal ve hamsi tam yağlı durumdadır. Çinekop, kofana ve mezgit ise pazarlarda kolayca bulunur. Tekir ve kırlangıç; bolca avlanır. Barbunya, kılıç ve mercan az tutulur.

Şubat: Şubatta başlayan kalkan mevsimi, mayıs ayı sonuna kadar devam eder. Tekir bolca çıkar. Uskumru, lüfer, palamut ise yağını kaybetmeye başlar. Gürnüşbalığı ve kefal lezzetle yenir.

Mart: Kefal, levrek ve kalkanın en lezzetli zamanıdır. Uskumru çiroz olmaya yüz tutmuştur; tavası ve pilakisi yapılabilir. Gürnüşbalığı fazlaca çıkmaya başlar. Lüfer ve palamut yağını kaybettiğinden, sadece tava ve pilaki yapılmaya elverişlidir. Kofananın ise ızgarası olur. Tekir lezzetlidir.

Nisan: Kalkanın en bol zamanıdır. Mercan, levrek, kılıç ve kırlangıç bolca çıkmaya baslar. Bu nedenle diğer aylara göre daha ucuzdurlar. Ancak kılıç çok lezzetli değildir. Gürnüşbalığı, kefal, mezgit, tekir ve barbunya çok tutulur. Eşkina bu ayda görülür.

Mayıs: Levrek, barbunya, dil balığı, tekir, kılıç ve iskorpit zevkle yenir. Fazlaca çıktığından her gün pazarlarda bulmak mümkündür. Uskumru, torik, palamut, hamsi ve istavrit yağlarını kaybetmişlerdir. Kefal ise lezzetlidir.

Haziran: Haziranda balık az tutulur. Dip balıkları, yumurtalarını dökmüş olduklarından dağınık gezerler. Bu nedenle balıkçılık açısından verimsiz bir aydır. Tekir, barbunya, mercan, levrek ve eşkina bulunur; ama pahalıdırlar.

Temmuz: Mevsimi başlayan sardalya, ekim ortasına kadar lezzetini sürdürür, istavrit ile uskumru kızartmaya ve haşlamaya elverişlidir. Tekir ve barbunya lezzetli, kefal ise lezzetsizdir.

Ağustos: Çingene palarnutu mevsimi açılır. Boyu uskumru kadar ya da biraz daha iridir. Sardalyanın en lezzetli zamanıdır. Ağustos ayında kılıcın tadına doyum olmaz, izmarit lezzetini bulmuştur. Kefal tavsiye edilmez.

Eylül: Sardalya ve kılıç lezzetlidir. Palamut irileşir, her türlü pişirmeye elverişlidir. Lüfer bu dönem pahalıdır, istavrit ve kırlangıç bolca çıkar.

Ekim: Geçici balıkların, yazın Karadeniz'de beslenip, Marmara'ya göçe başladıkları dönemdir. Bu nedenle bol miktarda balık çıkar. Uskumru turfanda olarak kendini gösterir. Lüfer tam lezzetini kazanmıştır, istavrit yağlanmıştır. Palamut bolca çıkar. Tekir, barbunya, kılıç, levrek, mercan, sardunya, eşkina, torik, izmarit gibi balıkları ucuz almak mümkündür.

Kasım: Uskumrunun en iyi zamanıdır. Torik akışı başlamıştır. Pisinin en lezzetli olduğu aydır. Ekim ayında bol bulunan ve'lezzetii olan balıklar kasım ayında da vardır.

Aralık: Uskumru, lüfer, palamut ve torik yağlı olduklarından her türlü pişirilebilirler. Hamsi lezzetlidir. Tekir bol bulunur.

Balığı Nasıl Yiyelim? 

Balıkta şeker, karbohidrat yok denecek kadar azdır. Protein açısından ise son derece zengindir. Bu özellikleri nedeniyle son derece sağlıklı bir yiyecektir. 100 gram yağlı balık yaklaşık 22 gram, yağsız balık ise 10 gram protein içerir. Balık aynı zamanda proteininden en çok faydalanılan besin türüdür. İnsan vücudu bu proteinin %93’ünden faydalanır. Bu oran kırmızı etlerde ve diğer beyaz etlerde çok düşüktür. Balık az karbohidrat içermesinin yanı sıra madensel tuzlar ve mineraller açısından son derece zengindir, bol miktarda fosfor, kalsiyum, iyot ve flor içerir. Balık eti A, B1, B2 ve D vitaminleri açısından da zengindir.

SİYAH ETLİ-BEYAZ ETLİ BALIKLAR: Deniz balıkları siyah etli-beyaz etli, yerli ve göçmen olarak sınıflara ayrılırlar. Beyaz etli balıkların sindirimi siyah etlilere nazaran daha kolaydır. Jelatin içerdiklerinden haşlamaya elverişlidirler. Tavası, ızgarası, yağlı oldukları mevsimlerde de ızgarası yapılır. Bunlara örnek olarak barbunya, tekir, levrek, kefal, lüfer, kalkan, mercan, çipura, dil, pisi ve kırlangıçı gösterebiliriz. Torik, palamut, uskumru, kolyos, kılıç, hamsi, sardalya, gümüş gibi balıklar da siyah etli balıklar sınıfına girerler. Bu balıklar beyaz etlilere nazaran daha yağlıdırlar ve daha az jelatin içerirler. Bu nedenle haşlamaya uygun değildirler ve hazımları daha zordur.

BARBUNYA: Denizlerimizin bu tatlı balığı genellikle Ege ve Akdeniz’de bulunur. Yerli bir balık türü olan barbunya sıcak ve ılık denizlerin kıyıya yakın olan kumlu ve çamurlu deniz diplerinde, az olmakla beraber kayalık yerlerde yaşar.Genelde 17 ila 20 cm arasında olup nadiren 40 cm’ye kadar çıkar. Tekir ile çok karıştırılan bu balığın en lezzetli zamanı Temmuz ile Ekim ayları arasıdır. Bu süre zarfında tavası, ızgarası ve kağıtta kebabı çok güzel olur. Tekirden en büyük farklılığı kafasının daha uzun oluşudur. Tekirin kafası küttür ve çene altında iki adet sakalı bulunur.

TEKİR: Barbunyaya çok benzeyen ve yakın akrabası olan bu balık bütün denizlerimizde avlanır. Karadeniz ve Marmara’da avlanılanlar 6 ila 10 cm arasındadır. Ege ve Akdeniz’de ise boyları Barbunya’yı yakalar. Çene altı bıyıklarının uzunluğu, küt kafası ve birinci sırt yüzgeçindeki sarı-siyah benekleri ile Barbunya’dan ayrılır. Dört mevsim yenebilecek bu balığın en lezzetli zamanı, aynen Barbunya’da olduğu gibi Temmuz-Ekim ayları arasıdır. Tavası ve kağıt kebabı çok güzel olur.

ÇİPURA: Ege’nin meşhur yerli balığı olan ve küçük sürüler halinde gezen Çipura son yıllarda çiftliklerde de üretilmeye başlanmıştır. Çipura Elips biçiminde yassı vücudu, beyaz karnı, koyu gri sırtı ve pembemsi yanakları ile tanınır. Atlas Okyanusu, Kuzeybatı Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de bulunur. Bir zamanlar Marmara Denizi’nde de yakalanan ve Alyanak adıyla tanınan bu balığın maalesef nesli tükenmiş bulunmaktadır. Genelde 20 ila 35 cm arasındadır. Ancak 6-7 kg’ya varanlarına da rastlanmıştır. Her mevsimde zevkle yenebilen bu balığın ızgarası, buğulaması, çorbası, fırını çok güzel olur. Izgara için ideal büyüklük 250 ila 350 gram’dır (3 ila 4 adet/kilo). Daha büyüklerinin fırında pişirilmesi tercih edilmelidir.Buğulama ve çorba için her boyu kullanılabilir. Tadı nefis olan bu balığı katkısız, yani ızgara veya fırında yenmesi tercih edilmelidir. İsparoz ve lidaki bu türün küçük çeşitleridir.

KARAGÖZ: Çipuranın yakın akrabası olan Karagöz, elips şeklinde, yassı, gümüşi pulları olan yerli bir balıktır. Baltabaş, Sivrigaga, Sargos ve Mırmır gibi çeşitleri vardır. Ortalama 20-25 cm, en 50 cm boyunda olur. Yazın taşlık ve yosunluk, midyesi bol yerlerde yaşar. Kışın derin sulara çekilir. Her mevsimde yenebilen bu balık, özellikle Mayıs-Temmuz ayları haricinde daha yağlı ve lezzetlidir. Aynen Çipura gibi ızgarası, buğulaması, fırını ve çorbası çok güzel olur. 1 kg ve daha büyüklerinin fırını tercih edilmelidir.

DİL BALIĞI: Dil balığı da yerli balıklarımızdan olup Ege ve Akdeniz’de bolca yakalanır. Her mevsimde yenebilir. En lezzetli zamanı kasım ila şubat ayları arasıdır. Tavası çok güzel olur. İrilerinden fileto çıkarılıp şiş veya salçalı fileto yapılabilir.

HAMSİ: Karadeniz hamsisi ise Kuzeybatı Karadeniz’de ürer, kışlamak üzere Kasım’dan Şubat’a kadar Trakya kıyılarına ve Marmara’ya göç eder. Nisan ayında da yumurtlamak üzere Karadeniz’e çıkar. Ayrıca Marmara Hamsisi denilen, yalnız Marmara’da çıkan, daha küçük ve göç etmeyen bir hamsi türü de vardır. Hamsinin hemen her türlü yemeği yapılır. Izgara, tava, fırın, kağıt kebabı,buğulama, pilaki, yahni gibi. Siyah etli balık olmasına rağmen buğulamaya son derece uygundur.Yaz aylarında yağsız olduğu için ızgara yerine tava veya buğulaması tercih edilmelidir. Kış aylarında yakalanan hamsi tuzlanıp saklanır. Buna ançovi tabir edilir. Ayrıca balık yağı ve balık unu üretiminde de kullanılmaktadır.

SARDALYA: Hamsi Karadeniz için neyse sardalya’da Portekiz, İspanya’nın Atlas Okyanusu kıyıları, Sicilya ve Malta için de aynı şeydir. Bu ülkelerde birçok yemek sardalya üzerine kurulmuştur. Ülkemizde Kuzey Ege’de bolca yakalanan sardalyanın en lezzetli mevsimi Temmuz-Ekim aylarıdır. Bu sürede çeşitli ızgaraları, fırını ve kağıt kebabı, buğulaması ve pilakisi yapılabilir. Kasım-Haziran arasında ise ancak pilaki ve buğulaması yapılabilirse de bir önceki döneminki kadar lezzetli olmaz. Sardalyanın küçüğüne papalina tabir edilir; ayıklamadan yemeği yapılır. Tirsi ise sardalya azmanıdır. Kıl tarzında çok kılçığı vardır ve sardalya kadar lezzetli değildir.

USKUMRU: En lezzetli olduğu dönem Eylül ayından yumurtlamaya başladığı Ocak ayı sonuna kadardır. Bu süre içinde ızgarası, kağıt kebabı, dolması, köftesi ve tuzlaması çok güzel olur.Bu mevsimlerde yağlı olduğundan tavası tavsiye edilmez. Şubat’tan itibaren yağını kaybetmeye başladığından tavası yapılabilir. Yazın yakalananlar ise pilaki ve tava için uygundur. İlkbaharda Karadeniz’e dönüş yapan çirozlar kurutulur. Esas adı çiroz kurusu olan bu kurutulmuş balığa geçen zaman içinde ismi kısaltılarak yalnızca çiroz denmeye başlanmıştır.

KOLYOS: Uskumruya çok benzeyen bu balık uskumruyla beraber sürüler halinde göç eder. Ayrıca Marmara ve Ege Denizi’nde yerli türleri de bulunur. Tadı uskumruya nazaran oldukça yavan olduğundan genelde tavası yapılır. Ocak ayı en yağlı zamanı olduğundan tuzlama için en ideal zamanıdır. Tuzlaması çok güzel olur.

LÜFER: Ülkemizde Karadeniz’de ve İstanbul Boğazı ile Marmara Denizi’nde yakalananların tadı muhteşemdir. Daha güney denizlerimize inildikçe yavanlaşır ve kendisine mahsus o güzel tad ve kokuyu kaybeder. Eylül ortasından Ocak sonuna kadar olan zamanı en yağlı ve lezzetli zamanıdır. Bu devre içinde ızgarası tavsiye edilir. Çinekopun da ızgarası çok iyi olur, ancak mevsimi lüfere göre kısadır. Kasım sonundan itibaren azalmaya başlar. Diğer zamanlarda, büyüklüğüne göre pilakisi, buğulaması, kağıt kebabı ve tavası olur. İlkbaharada son derece yağsız olduklarından tava, pilaki ve buğulaması tercih edilmelidir. Lüfer büyüklüğüne göre en çok isim alan balıktır.

PALAMUT: Uskumru,torik ve orkinosu içeren bir familyadandır. Karadeniz ve Marmara palamutunda baştan kuyruğa doğru muntazam çizgiler halinde giden, dördü koyu, üçü açık menevişli yedi adet bant bulunur. Ege’de yaşayan, Tombik, Benekli Orkinos ve Yazılı Orkinos isimleri alan yakın akrabasında ise sırttan karına doğru dalgalar halinde inen en az 16 adet alacalı bant ile karın civarında en az üç adet siyah benek bulunur. Bu cinsin etinin tadı, hakiki palamuta nazaran hiç güzel değildir. Ama çok kişi bu özelliği bilmeyip “palamut” diye aldanır ve sonra palamuttan soğur. Palamut avı Ağustos ayında başlar. Önce Karadeniz’den sürüler halinde vanoz ve çingene palamutu, Eylül’den itibaren de palamut gelmeye başlar. En lezzetli zamanı da Eylül başından Şubat ortalarına kadar olan zamandır. Bu mevsimde çok yağlı olduğundan tavası biraz ağır kaçar. Bu nedenle ızgarası ve fırını tavsiye edilir. Aynı mevsimde yahnisi de harika olur. Diğer mevsimlerde tavası yapılabilir. Palamut siyah etli bir balık olduğundan buğulaması ve çorbası tavsiye edilmez. Torik ve toriğin büyük boyları palamuttan daha çok yağlıdır. Bu nedenle tuzlama ve lakerdası tercih edilir.

LEVREK, MİNEKOP, EŞKİNE: Genelde tek gezen, geceleri avlanan ve oyuklar arasından süzülürcesine dolaşan bu balığın başlıca besini karides ve yavru balıklardır.Yıl boyunca yenen levreğin çok lezzetli eti vardır. En güzel mevsimi kış ayları ve ilkbaharın başıdır. Her türlü yemeği yapılan levreğin buğulaması, fıfırnda kağıt kebabı ve mayonezlisi nefis olur. Levrek özellikle şaraplı ve mayonezli balık yemeklerine çok güzel gider.

TRANÇA, SİNARİT : Trança genelde sinaritlerin irisi için kullanılan bir isimdir. Lagos ve orfozla büyük benzerlik gösterirlerse de ayrı familyalara mensupturlar.

İSTAVRİT : İstavrit, Marmara ve Boğaz’da balık avlamaya başlayanların ilk tanıştıkları balıktır. Sarıkuyruk istavrit veya sarıkanat istavrit diye anılan tipi sularımızda en çok bulunan türüdür. İstavritler sonbaharda Marmara’ya iner, mayıs’tan itibaren de Karadeniz’e geri dönmeye başlarlar. Her mevsimde yakalanan istavritin en lezzetli olduğu zaman Kasım ila Şubat ayları arasıdır. Tavası ve fırını çok güzel olur.

İZMARİT : Eti beyaz ve son derece lezzetlidir. Tavası güzel olur. Sonbahar ve kış aylarında ızgarası dahi yapılır. İzmaritler ızgara yapılırken ayıklanmaz. Olduğu gibi pişirilip bilahare derisi, bağırsakları ve kılçıkları ayıklanır. Üzerine limon ve zeytinyağı ile kıyılmış maydanoz eklenerek hazırlanır. Pulları kazındıktan sonra derisi tulum çıkarılarak yapılan tavası da çok güzel olur.

KALKAN : Her mevsim avlanan kalkan bütün sene boyunca yenebilir. En lezzetli zamanı Ocak sonundan Mart ortalarına kadardır. Tavası çok güzel olur. Buğulaması ve kağıt kebabı da yapılır. İlkbahar sonlarından itibaren Ağustos ayına kadar yakalanan kalkan yavrularının tavası nefis olur.

KEFAL : Kefal alırken çok dikkat etmek, tercihan tanıdık balıkçıdan almak gerekir. Çünkü kefal kirli ve bulanık suları çok sever ve buralarda diğer balıklar yaşamazken o yaşar. Örneğin İzmir Körfezi’nde diğer balıklar yaşamazken kefal bol miktarda bulunmaktadır. Bu gibi sularda yakalanmış kefal insan sağlığı için büyük tehlike arzeder.

KILIÇ : Türkiye’mizi çevreleyen denizlerde artık nadir görülen çok lezzetli bir balık türüdür. Akdeniz ve Ege’de yıl boyunca, Karadeniz’de ise yalnız yaz ayları görülür. Her mevsimde yenebilen kılıçın en lezzetli zamanı Eylül-Şubat arasıdır. Bu balığın en güzel defne yapraklı şişi olur. Izgarası ve kağıt kebabı da yapılır.

MEZGİT : Tavuk balığı olarak ta bilinen mezgit bütün denizlerimizde bulunmakla beraber en çok Karadeniz’de bulunur. Yaz hariç devamlı yumurtalı durumdadır. Mezgitin yumurtalı tavası, domatesli sotesi güzel olur.

KIRLANGIC : Kırlangıç ızgara ve tavaya uygun değildir. Buğulaması, özellikle çorbası çok lezzetli olur. Haşlanmış kırlangıçın ayıklanmış etleri mayonezli veya zeytinyağ-limon sıkarak soğuk olarak ta meze olarak lezzetle yenebilir.

İSKORPİT, ADABEYİ : Kırlangıçtan bahsedince iskorpit ve adabeyini atlamak olmaz. Her ne kadar aynı familyadan olmamakla beraber etleri ve uygun oldukları yemekler açısından çok benzerlik gösterirler. İskorpit bütün denizlerimizde, adabeyi ise genelde Ege’e bulunur. İskorpitin sırt dikenleri zehirlidir. Bu nedenle balıkçıya ayıklattırılmalıdır.

Balığı Nerde Yiyelim? 

Mudanya Bursaya bağlı şirin bir sahil kasabası, kıyıdan batıya doğru uzanan 7 km'lik yoldan sonra eski Rum yerleşimleri olan Siye’ye (Kumyaka) ve 11 km. sonra Trilya’ya (Zeytinbağ) ulaşırsınız. Eski ahşap evlerin bulunduğu Giritli Mahallesi (şimdiki Halitpaşa Mahallesi) Piçiretu adlı bir İtalyan mühendis tarafından planlanmıştır. Piçiretu'nun planladığı mahallelerde evler o kadar iyi yapılmış ki, nereden baksanız denizi görürsünüz. Eski Cami'nin doğusunda Türkler, batısında Rumlar otururmuş. Mudanya Mütarekesinden sonra Rumlar Yunanistan'a gidince, Girit'ten gelen Türkler buraya yerleşmiş.(Nüfus mübadele yılları). Aslında Mudanya'nın yerlisi yok denecek kadar az artık. Mütarekenin imzalandığı 1922 yılına kadar burada 45 hane Türk nüfus varmış. O nedenle bugün Mudanya'da Mudanya'nın yerlisinden çok Girit göçmeni, Bursa ve başka şehirlerden gelip yerleşener çoğunluktadır. EROL BALIK birbirinden özel balık çeşitleri, deniz ürünü mezeler, ara sıcaklar ve tatlılar ile sizleri bekliyor. Yeni damak tatları keşfedip, özel anlar yaşayacağınız, nostaljik ve nezih bir mekanda bir mekanda Mudanya'da hizmetinizdeyiz. EROL BALIK uzun yılların getirdiği deneyim ve işine gösterdiği özen ile emsalleri arasında fark yaratmış bir restauranttır. Sunduğu birbirinden lezzetli taze balık çeşitleri, her mevsim aradığınızı bulabileceğiniz zengin menüsü, enfes sunumlu deniz ürünleri ve klasikleşmiş helva tatlısı ile sizleren beğenilerine sunulmuştur. Personelimiz yılların hizmeti ile tanıdık simalar oluşturmuş, güleryüzü ve misafir perverliği ile müşterilerimizin taktirini kazanmıştır. Beraber yaşayacağımız huzurlu, mutlu ve eşsiz bir keyif için sizleri Mudanya'da EROL BALIk'ta denize nazır bir mekanda eşsiz lezzetleri ile bekliyoruz..

Medya 

Menüler 

* Balık Çeşitlerimiz
 
 
  • Balık Çeşitleri

    Lüfer
    Palamut
    Çinekop
    Levrek
    Çipura
    Deniz Levreği
    Deniz Çipurası
    Kırlangıç
    Lipsos
    Barbunya
    Tekir
    Kalkan
    Kofana
    Karagöz
    İstavrit
    Hamsi
    Mezgit
    Istakoz

  • Ara Sıcaklar

    Havyar
    Fova
    Kokoreç
    Midye Tava
    Fener Şiş
    Balık Böreği
    Balık Köftesi
    Kalamar Tava 
    Kalamar Izgara
    Sütlü Balık
    Soya Soslu Jumbo Mantarlı domatesli
    Tereyağda Karides Güveç
    Kalamar Doma
    İstiridye Salata 

  • Mezeler

    Yağ Biberi 
    Çiroz 
    Acılı Ezme
    Mısır Ekmeği
    Közde Patlıcan
    Deniz Börülcesi
    Hardal Otu, Turp Otu
    Midye Dolma
    Közlenmiş Kırmızı Biber
    Lakerda
    Karides Söğüş
    Ahtapot Salatası
    Deniz Mahsulleri Salatası
    Şefin Salatası 
    Kavun, Ezine Beyaz Peyniri
    Mevsim ve Çoban Salatası
    Balık Pastırma
    Hamsi Kuşu 

  • Tatlılar

    Helva tatlısı
    Kabak Tatlısı 
    İncir tatlısı
    Ayva tatlısı 
    Süfle

  • Salatalar

    Mevsim Salata 
    Çoban Salata 
    Karışık Salata 

İletişim 

Mudanya'nın eşsiz deniz manzarası, Yeşil doğası ve temiz havası ile sizleri bekliyoruz. Mevkimiz Mudanyanın Yıldıztepe yolu üzerinde Arnavutköy balıkçı barınağı karşısındadır. Bursa merkeze 30 km. İstanbul Yenikapıdan feribotla ise sadece 75 Dak mesafededir.

Adres

Address:  Arnavutköy Balıkçı Barınağı Karşısı Mudanya/BURSA
Rezervasyon : 0224 544 32 79
Rezervasyon2 : 0 224 544 66 30

Bize Ulaşın

Ad Soyad:
Email:
Mesaj: